Anasayfa Kısa Hikayeler Çitanın Gözyaşları

Çitanın Gözyaşları

Esra Birand
351 Görüntülenme Görsel; instagram — @kvannelli

“Gözlerim, gözlerim açılmıyor

Ey altın düş, sen misin gelen?

Çekil, ne kadar güzel olsan da

Karşımda hayat, sevgidir gülen.”

Goethe — Gölde

Uyku ile uyanıklık arasında dönüp duruyor, içine oturan o cümleyi zihninden atamıyordu. “Sen, beni kandırdın.”

Yusuf kimseyi kandırmazdı. Hele Gizem’e hiçbir zaman yalan söylememiş, ona ufacık bir sadakatsizliği olmamıştı. Tersine tüm zırhını çıkarıp en kırılgan haliyle, en koyu gölgelerini tam da gözlerinin önüne sermişti.

Zamanında hayranlık duyduğu kızın yanlışlıkla kankası olmuş, fakat o gece içtikleri şarabın da etkisiyle okuduğu Goethe şiirleri, kızı bir anda etkileyivermişti.

Sonraları Gizem, “Entellektüel bir ailede yetişmişsindir ya da en azından iyi bir üniversiteden mezunsundur sanmıştım.” diye ona sitem edecekti.

Halbuki Yusuf hiç böyle şeyler söylememiş, onu hiçbir zaman etkilemeye de çalışmamıştı. Sadece içindeki acıyan tarafların benzerlerini görmüş, belki yaralarını birlikte sararlar gibi bir hayale kapılmıştı.

Daha fazla düşünmemek için kalkıp hazırlanmaya girişti. Hala işe gitmeden önce spor salonuna uğrayabilir, belki böylece kendisini biraz daha güne hazır hissedebilirdi.

Derken gözü yeni aldığı paltosuna takıldı. Geçenlerde Gizem’in yaptığı bir paylaşım aklına geldi. Alt alta iki fotoğraf ve bunları açıklayan yine iki cümleden oluşan bir resim.

Baştaki fotoğrafta kasları ortada, güzel suratlı bir adam vardı. Altında da bir cümle; “Kızların buna aşık olduğunu sanıyorlar”.

Diğer fotoğrafta ise; Paltosunun yakasını kaldırmış, ağzında sigarası, yandan bakışları ve serseri gülümsemesiyle Albert Camus. Açıklama; “Halbuki kızlar buna aşıktır.”

Yusuf da Gizem’den sonra nedense çok sigara içmeye başlamıştı. Üstelik sesinde oluşturduğu derinlik hoşuna gidince ne sigarayı bırakmak, ne de onu azaltmak gibi bir isteği olmuştu.

Bu arada paketinin bitmiş olduğunu fark edip, spor giysilerini bir kenara attı. Paltosunu ve botlarını geçirip yeni bir sigara almak üzere kendisini sokağa attı.

“Beni büyülemelisin!” diyordu Gizem, “ Ancak o zaman sürer bu ilişki.”

Çünkü tutkunun katiliydi tatmin. Halbuki tutku olmadığında tüm illüzyonlar kırılıyor, elde sadece çözülmeyi bekleyen ilişki problemleri kalıyordu.

Yusuf şimdi yürürken bir taraftan da başka bir instagram paylaşımını

inceliyordu. Gizem’in ayna karşısındaki siyah-beyaz, şuh bir fotoğrafıydı bu.

Altında dört satırlık bir açıklama vardı;

“Bir büyü olsa

Hiç görmesek gerçekte birbirimizin kim olduğunu.

Takındığımız maskeler hep yüzümüzde kalsa,

Karşı karşıya kaldığımız her an…”

“Bir büyü olsa!” diye iç geçirdi bu defa Yusuf. “Bir büyü olsa ve ben bu kabustan kurtulsam artık”

-En sevdiğin hayvan?

-At.

-Hımm…

-En sevdiğin ikinci hayvan?

-Çita

-…

-Ne bu şimdi?

-En sevdiğin hayvan sen, en sevdiğin ikinci hayvan beğendiğin erkek tipi.

Bunlar Gizem’in Instagram yazışmalarındandı. Galiba Gizem yeni birisiyle takılıyordu, şimdilik sadece Instagram’da…

O sırada gözleri yanından geçtiği bir kuş havuzuna takıldı. Birisi bunun içine birkaç bozukluk düşürmüştü. Bu durum hoşuna gitti. O da cebinde bulduğu 2 TL’yi çıkarıp havuza attı. Bu arada içinden bir kez daha geçirmeden edemedi, “Keşke bir büyü olsa ve kurtulsam bu kabustan.”

Kuş havuzunda yansıması belirmeye başladığında, ‘Sabah sabah sigara içmeden açık havaya çıktım, oksijen çarptı galiba.’ diye düşündü. Oysa bu arada yüzü şekil değiştiriyor, git gide bir hayvanın suratını andırıyordu.

Yusuf elini yüzüne götürdü. Havuzdaki aksi vahşi bir hayvanın suratına dönüşüyor, gözlerinin altından gözyaşı çizgileri beliriyordu. Çocuğun suratı bir çitanınkine dönüşüyordu.

Onlarca iğne, onu delik deşik ediyordu sanki. Kalbi ritmini kaybetmiş, diz kapakları kontrolünden çıkmış halde sağa sola yalpalamaya, etrafında ne varsa döküp devirmeye başladı.

Yusuf bağırarak koşuyordu şimdi. Sokaktakilerin dehşete kapılmış bakışları eşliğinde koştu, koştu, koştu… Ta ki bir direğe çarpıp ardından yere kapaklanıncaya kadar.

Yattığı yerden “Bir mucize olsa” diye zorla mırıldandı, “Bir mucize olsa ve bu kabustan uyansam artık.”

  • Baştaki şiir, Goethe’nin ‘Gölde’ Şiirinden.

Not: Başlığı orijinal bulmadıysanız haklısınız. Alnına ‘enayi’ dövmesi yaptırmış adamdan etkilenmiş olabilirim.

🙂

Beğenebileceğin Diğer Yazılar

Bir Cevap Yazın

Esra Birand sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin