Anasayfa Düşünce Yazıları Değersizleştirilenin, Deneyimlenmesi Gerçeği

Değersizleştirilenin, Deneyimlenmesi Gerçeği

Esra Birand
Yayınlanma: Güncellenme 443 Görüntülenme

Küçümsediğimiz ve değersizleştirdiğimiz konular bir gün yaşantımıza dahil olduğunda, genelde bir sınavdan geçtiğimizi hissederiz. Yaşam bizle dalga geçiyor olabilir, belki o şekilde düşündüğümüz ve sonra iptal iptal demediğimiz için bizi cezalandırıyordur ya da sadece birileri kollarını kavuşturmuş merakla bizi izliyordur; “Bakalım bu defa sınavı geçecek mi?”

Elbette bana göre bunlar işin şakası. Çünkü ben yaşamla ilişkimizin, birlikte yaratım şeklinde olduğu kanısındayım. Öyleyse öncelikle kendi katılıklarımızın farkına varmamız ve genişleyebilmemiz gerekiyor. Aksi halde dar bir motife sıkışmakta inat etmiş oluyoruz. Tahmin edersiniz ki, bu tutumla doğanın motifinin ahengine uyum sağlayamamız pek mümkün olamayacaktır. Doğa nasıl bir değişim ve dönüşüm içindeyse, biz de bu akışkanlığa uyum sağlamak isteriz. Çünkü diğer türlü olduğunda, aynı katılık alanlarında dönüp durmak canımızı yakacaktır.

Öyleyse katı olduğumuz konu, aslında henüz içinden geçmediğimiz bir meseledir. Deneyimsiz olduğumuz bir durumu ise ne algılayabilir, ne de anlamlandırabiliriz. İşte tam da bu yüzden onunla gerçek anlamda karşılaşmamız gerekir.

Çok güzel bir şarkı dinlediğinizi düşünün. Bu parça, henüz içinden geçmediğiniz ve bu yüzden kavrayamadığınız bir hikayeyi anlatıyor olsun. Bu durumda belki sadece şarkının melodisi ve sözlerin ahengi hoşunuza gidecektir. Oysa sizin bir yaranıza ya da bir deneyiminize dokunduğunda, bu defa kendinizi ilk kez bu sözleri duymuş gibi hissedersiniz. Onca zamandır duyup mırıldandığınız bir eser, aslında ilk defa gerçekten dinlediğiniz ve sözlerini yeniden fark ettiğiniz bir parçaya dönüşür.

Öyleyse küçümsediğimiz ve değersizleştirdiğimiz bir konuya dair sınanmak, sadece daha önce cahil olduğumuz bir yolun içinden geçmek, yani haritamızı genişletmektir. Bu yüzden de panik yapmaya ve düşüncelerimizi kısıtlamaya çalışıp her şeye “iptal iptal” demeye gerek yoktur belki. Bırakalım katılıklarımız kendisini gün yüzüne çıkarsın ve bırakalım içinden geçmemiz gereken deneyimler neyse, onları etiketlemeden yaşamımıza dahil edelim. Belki de bir şeyleri iyi ya da kötü diye ayırmaktansa, sadece onları yaşadığının farkında olmak ve böylece hayatı gerçek anlamda deneyimlemek yeterlidir.

Beğenebileceğin Diğer Yazılar

Bir Cevap Yazın

Esra Birand sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin